
16 Mart 2025
Suriyeli sosyalistler, yükselen mezhepsel gerginliklerin ortasında, uzun yıllar süren diktatörlük ve iç savaş sonrası işçi sınıfı direnişi ve yeni bir solun inşasına yönelik olasılıklar hakkında Anne Alexander ile konuştu.
Suriye, Diktatör Beşar Esad’ın devrilmesinden üç ay sonra, mezhepsel iç savaşın yeniden alevlenmesinin eşiğinde duruyor.
Suriye’nin devrim ve karşı devrim tarihi, bugünü anlamak için anahtar niteliğinde
Suriye’de geçiş dönemi başkanı ilan edilen Ahmed eş-Şera dahil, yeni rejimin liderleri, cinayetlerle ilgili bir soruşturma sözü verdi. Ancak HTŞ’ye bağlı silahlı grupların çoğu mezhepsel kışkırtmayı temel bir işe alım stratejisi olarak görüyor.
Bu, Esad rejiminin 14 yıl önce benimsediği taktikleri yankılıyor. Esad, 2000 yılı sonrası babasından devraldığı Suriye’yi yönetti.
Mart ve Nisan 2011’de onbinlerce Suriyeli bu diktatörlükten özgürlük talep etmek için ayaklandı.
Bu gelişmelere karşılık olarak Esad, birliği baltalamak ve halk devrimini kana boğmak için mezhepsel bir iç savaş başlattı.
Emperyalist güçler ve silahlı gruplar ülkeyi parçalarken on yıldan fazla süren bir savaş yaşandı.
Ancak Esad’ın devrilmesinden sonraki dehşetin ortasında umut var. Şam ve Süveyda’da mezhepçiliğe karşı gösteriler düzenlendi. Özelleştirme ve toplu işten çıkarmalar gibi neoliberal reformları dayatan yeni hükümete karşı direniş zaten yaşanıyordu.
İşçiler ve yoksullar, tepedekilere karşı mezhepsel çizgilerin ötesinde örgütleniyor ve farklı bir yol gösteriyorlar.
Yeni bir sol inşa etmek için
Radikal sol aktivistler daha geniş ittifaklar kurmaya çalışıyor. Soldaki daha geniş güçlerle ve insan hakları, kadın ve gençlik örgütleriyle birlikte çalışıyorlar.
Devrimci Sol Akım, diğer sol kanat partileri ve Zorla Kaybedilme Mağdurları Derneği Ocak ayında ortak bir bildiri imzaladılar.
“Şiddete hayır, mezhepçiliğe hayır, yabancı müdahaleye hayır” sloganı altında birlik çağrısında bulundular.
“Eski rejim unsurlarını ortadan kaldırma” kisvesi altında mezhepsel baskıyı ve kişisel hesaplaşmayı örtbas etme girişimlerine karşı uyardılar.
Geleceğe ilişkin tartışmalarda bağımsız siyasi partilerin, sendikaların ve sivil toplum örgütlerinin oynayacağı önemli rolü vurguladılar.
Birçok tehlike var, en başta da daha fazla yabancı askeri müdahale tehdidi. Bu tehdit, Suriye’nin kuzeyindeki Türk birlikleri ve kuzeydoğudaki büyük ABD üsleri de dahil olmak üzere birçok yerden geliyor.
Kurtuluşumuz eksiksiz olmalı: Yabancı askeri müdahalelerden, İsrail işgalinden, Suriye içindeki adaletsizlik, baskı ve açlıktan kurtuluş
Adil, “Sol, Suriye halkının çoğunluğunda ve illerin çoğunda kitlesel bir taban oluşturmayı hedeflemelidir.
Genellikle unutulan yerel topluluklara odaklanmalı ve mevcut durumla ilgili sol kanat fikirlerini yaymak için çalışmalıdır.”
“Mümkün olduğunca çok üye kazanmak ve Suriye solunun ortak hedefleri için çalışmak üzere farklı partilerle cepheler oluşturmaya çalışmalıyız.”
Adil ve diğer Devrimci Sol Akım aktivistleri Hana ve Sami, birliğin önemi ve sokaklarda varlık gösterme ihtiyacı konusunda hemfikir. “Öncelikle, Suriye topraklarının tamamında tüm kesimlerle birlikte sokaklarda örgütlenmek ve boşluğu doldurmak için çalışmalıyız.” diyorlar.
“Farkındalığı artırmalı, insanları korkularına karşı donatmalı, kitleleri onurlu ve özgür yaşam haklarını savunmak için sağlam ve etkili yöntemlere yönlendirmeliyiz.”
Üçü de İsrail işgaline direnmenin bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğunu söylüyor.
Kurtuluşumuz yabancı işgalden, Suriye’deki adaletsizlik, baskı ve açlıktan kurtuluşla tamamlanmalı diyorlar.
Yeni yöneticiler özelleştirmeyi dayatırken işçiler haklarını talep ediyor.
Devrimci Sol Akım’dan iki aktivist Samir ve Hala, işçilerin örgütlenmesi hakkında Anne Alexander ve Khalid Sidahmed ile konuştu
Samir:
“HTŞ hükümeti ilk günlerden itibaren serbest piyasa ekonomisini benimsemeyi seçti. İşçilerin maaşları dört aydır ödenmiyor.
Çok sayıda işçi, eski rejimin kalıntıları oldukları iddiasıyla dayanaksız keyfi olarak işten çıkarıldı. İşçi sayısını azaltmak için kullandıkları diğer bir diğer yöntem de zorunlu izinler oldu.
Fiyatlar eskisine kıyasla önemli ölçüde arttı. Ekmek ve yağ gibi temel ihtiyaçlardaki sübvansiyonları kaldırdılar. Etkilenen işçiler başlangıçta yalnız gösteri yaptı. Bir iş yeri hakkında karar alındığında, önünde on veya on iki işçiyle gösteriler yapıyorlardı.
İşçiler bu sorunların yaygın olduğunu ve küçük gösterilerin etkisiz olduğunu gördüler.
Bu çabaları tüm bölgeler ve sektörlerde birleşik bir eylemle birleştirmeye karar verdiler. Gösteriler her ildeki Genel Sendikalar Federasyonu önünde yoğunlaştı.
15 Şubat Cumartesi günü bu ortak mücadele sahada uygulanmaya başladı. Gösteriler Şam, Halep, Lazkiye ve Süveyda dahil olmak üzere birçok bölgede gerçekleşti.
Önceki rejim altında, sendikaların hepsi hükümet tarafından kontrol ediliyordu. Rejimin düşmesinden sonra, işçiler örgütlenme ve haklarını talep etme yeteneklerini fark ettiler.
Eski sendikaların yapıları halen devam ediyor, tartışmaların ve protestoların organizasyonunda aktifler. Mevcut gösterilere katılan işçilerin çoğu bu sendikaların üyesi.
Ancak sendika liderleri tepkisiz kalmaya devam ediyor çünkü yeni hükümet eski rejimin yetkililerini kendi sadık yandaşlarıyla değiştirdi. Esad’ın devrilmesinden önce, sendikalar içinde bazı tartışmalar yaşandı, ancak bunlar hiçbir zaman protestoya dönüşmedi.
Protestolar çoğunlukla Halep kırsalı ve Süveyda gibi sonrasında muhaliflerin kontrolündeki alanlarla sınırlıydı. Bu bölgelerde sendikalar protestolarda daha örgütlü bir rol oynadı.
Süveyda’da meslek örgütlerinden, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde Barolar Birliği’nden, Öğretmenler Sendikasından ve Temizlik İşçileri Sendikasından katılımlar oldu.
Bu sendikalar daha yüksek ücretler, daha iyi istihdam fırsatları ve diğer acil işçi sorunları çin protestolar ve grevler düzenleme konusunda bir miktar deneyime sahipti. Ancak rejimin kontrolündeki alanlarda bu tür aktivizm hiç yoktu.”
Hala:
“Sendikaların şu anda üstlenmesi gereken rollerden birinin işçileri ilgilendiren tüm sorunları ele almak olduğunu düşünüyorum. Sadece yaşam koşulları hakkında değil, aynı zamanda sosyal konular hakkında da konuşmalılar.
Biz işçiler sendikaları tüm sorunlar üzerinde mücadele etmek için bir araç olarak kullanmalıyız. Suriyeli kadınlar, özellikle savaş yıllarında her yerde vardılar.
15 Şubat’ta gerçekleşen işçi gösterilerinde, şu anda faaliyet gösterdiğimiz bağımsız sendikada bile önemli sayıda kadın vardı. Genç kadın aktivistler var.
Suriye’de sendikal çalışma konusunda kimsenin deneyimi olduğunu söyleyemem çünkü denenmedi.
Ama en azından bir istek ve motivasyon var ve her yerde birçok kadın katılıyor. Dürüst olmak gerekirse bu cesaret verici.
Belki de savaş nedeniyle, kadınlar her yerde çalıştığı için, sahadaki rollerimiz erkeklerin rollerinden neredeyse hiç farklı değil.
Yalnız olmadığımızı bilmek çok önemli. Yetkililer, rejimin yarattığı bölünmeleri istismar ederek işçi sınıfını mezhepsel ve etnik çizgiler boyunca bölmeye çalışıyor. Suriye dışındaki yoldaşların dayanışması bize meşruiyet ve birlik duygusu veriyor.”
Kaynak web adresi: https://socialistworker.co.uk/in-depth/fighting-to-rebuild-the-syrian-left-in-shadow-of-civil-war/